Bilog.
Günlerdir sana yazı yazmak istiyor ama bir türlü beceremiyorum. Sözde Eskişehir maceramdan, şehrin güzelliğinden, belediyenin yaptığı o güzel mi güzel yapay gölden, yapay sahilden falan bahsedecektim. Kalbimde, beynimde olanları bir bir sıralayacak bir sürü resim ekleyecektim ama olmadı.. Neden? Neden olacak üşengeçlikten, miskinlikten, isteksizlikten...
Ama şuan içimden ertelediğim her şeyi yazmak her konudan bahsetmek, saatlerce ve sayfalarca saçmalamak geliyor! Neden? Yumurta kapının ağzına geldi, işlerin yetişmesi lazım ve ben çalışmak istemiyor, oyalanacak çalışmamı erteleyecek bahaneler arıyorum da o yüzden!
Saat gecenin üçü bünyemde sayısız fincan kahve, 2 redbull, biraz incir tatlısı, biraz sevgi, Başımda sonsuz bir zonklama, gözlerimde yanma ve kapanma var. Ne içtiğim redbullar, kahveler fayda ediyor uykusuzluğuma, ne dinlediğim müzikler, ne kendime yaptığım telkinler... Kafam yastığı özledi, gözlerim kapanmayı... Yazılması gereken onca word dokümanı, doldurulacak onca kutucuk var... Yarın son gün! Yetiştirilmesi lazım bu işlerin dedikçe miskinliğim artıyor, uyku bünyemi esir alıyor...
Ve yazma hissi word dokümanlarından kayıp kendini; facebook, twitter, bilog gibi portallarda gösteriyor...
Şans dile bana bilog, şans dile ki bu projeler yetişsin. Ya da şans dilemeyi boşver, kalk sen bana okkalı bir tokat patlat, patlat ki kendime gelip işime döneyim!...
Offff ay sonlarından, çalışmaktan, baş ağrısından, göz yanmasından, uykusuzluktan ve uykudan nefret ediyorum! :/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder